yazmak istemiyorum

yazmak ağlamakla ölmenin
olmayan kardeşliği
biliyorum..

çığlığımdaki sessizlik gibi
duyuyorum..
ve
yazmak istemiyorum..


yazmakta AŞK var çünkü,
yazmakta hüzün var,
yazmakta acıyla beraber
adın var,
yazmakta yalnızlık var
tüm yalnızlıklar
adınla beraber karşıma çıkar...


.l

mevsim hüznü...

üzgündür bazen
insan,
hüzünlüdür.
kaçan giden
olup biten
ne varsa,
yani
ürküten,
yani
acıtan,
yani ağlatan.
ard - arda gelir
hepsi ve
anlamadan...

üzgündür bazen
insan,
hüzünlüdür.
daha çocukluk şarkıları
unutulmadan,
taze tevellüt
zamanlarda ve
o ilk meyve
dalından koparılmadan,
bazen
gereğinden rahattır insan
daha hayatı anlamadan...

üzgündür bazen
insan,
hüzünlüdür.

hayatın renkleri
"gece" adı altında
karanlığa,
yüreğinin gözyaşları
yağmur adı altında
dimağına düşer....
işte böyle
kırgın günlerde anlar
insan
hayatın kekremsi tadını,
ve daha
yaşamın rayihasını koklamadan...



.L

ŞAİR NE İSTER

bazen, kabuğuna çekilip
uyumak ister;
kaplumbağa hızında
yaşamak hayatı..


sebep aranmaz
durgunluğuna
hayatın tadı kekre olsa da;
şairin doğasında vardır
sakinlik.


Bazen,
şiir yerine intihar mektubu
yazmak ister şair.
faili zaman
bir cinayetin ortasında,
kelimelerle baş başa kalmak ister…




merdümgiriz

( ! )


Gördüğümü görüyor musun?
Çocuk öldüren petrol avcılarını.
Duyuyor musun duyduğumu?
destek veriyorlar onlara.
Hissedebiliyor musun hissettiğimi?
sıkıntımı, kinimi
nefretimi dünyaya!!
tek gerçek barış
barış yalan onlarca.
Farketmez neyi gördüğün
ya da neyi duyduğun
hiç önemi yok hissettiğinin
seçim yapıldı senin adına.
Öğrenmelisin
hiçbirşey istememeyi
ama açım
onların bağımsızlığına
ve
özgürlük sınırlarını genişletmek
istiyorum yalnızca.
Özgürlük; Filistin'e, Irak'a, DÜNYAYA!.....

UYU

uyu hadi
dayanamaz bu yürek
bu sızıya,
uyu.

uyumak yakışır yüzüne.
yeni doğan bir güneş misali
uyanmak bir de..

birtek ağlamak yakışmaz
neşeli çocuk yüreğine,
dayanamaz bu yürek
bu sızıya,
uyu.

bir uyansan yüzüme
gözlerinle;
mevsimlerimin adı değişir;
hadi, ağlama, uyu..


anlamak üzerine

anlamak ilginç bir duygu
zaten
hayat böyle bir kurgu,
ey ritmi olmayan
şarkı,
fikri olmayan
yargı..
dinlemenin sorunu
anlatıcıdır,
hayat
kötü yazılan şiirler gibi
hep acıklıdır...
.l

GÖKKUŞAĞI

Bir dip arıyorum bazı,
gökkuşağıyla başlayan.
Bütün yağmurlardan sonra
hayata renk katan.



Bir dip arıyorum,
gökkuşağıyla başlayan
Bir yalan olmayıp
bazı umut saçan.

Bir dip arıyorum
gökkuşağıyla başlayan
Her nefesinde ayrı renk
her renginde ayrı heyecan
bütün kabusların ardından
bir gülümsemeyle
hayata uyanan.


Bir dip arıyorum bazı,
sancılarıma merhem
inadıma direnen.
Gökkuşağı arıyorum bazı,
adını sorduğumda yağan
yüzünü gördüğümde açan.
Derdime derman olup
hayata renk katan.



Ama biliyorum yalan.


Bütün bu göçlerin ardından,
arkadaşım hayattan ,
Yalnızlıktır bana kalan...

Hiçbir din'e ait hissetmiyorum bugün kendimi.
Ne bir müslüman gibi dua etmeyi, ne de bir hristiyan gibi
vaftiz edilmeyi bekliyorum;
hiçbir Tanrı kabul etmez ruhumu biliyorum...

keşmekeş

kalkıyorum, aynaya bakıyorum,

yüzümdeki yastık izlerinden hayatlarından aforoz edilmiş

insanları görüyorum.


kan yerine mutsuzluğun dolaştığını HİSSEDİYORUM damarlarımda.


mutlu olmuyorum,uyanıkken yanımda olan ama sevmediğim kadınlarla.

onlarda anlamıyor ve katlanabilmem yarım saati geçmiyor.

mutsuz oluyorum insanları sevmediğimi söylediğim kadınlarla.


tembel bir yaz yağmuru gibi fazla kalmıyorum dışarıda.

üzdüğümü sandığım insanlara görünüp gidiyorum, beynimdeki karanlığa...


eve geliyorum, zamanım dolduğunda.

gece karartıyor bulutların neşesini,

aynen uyanık olmanın hayallerime yaptığı gibi..


aynaya bakıyorum sonra,

yastık izleri siliniyor zamanla,

tıpkı hayatımdan ansızın giden sevdiklerim gibi..

hayatı anlıyorum,

keşmekeş bir sessizliğe bürünüyorum, uyuyorum..

SEVİ

An'dan vazgeçip
hayaline dalıp gitmekse
Seni sevmek..



Çıkıp şehrin yamaçlarına
ovaya amors durup
gözlerinde kaybolmaksa..



kırk gün kozada kalmayı
göze alıp,
ansızın dudağına konmak;
en güzel
sevda sözlerini
kulağına fısıldamak için
bir kelebek olarak
öleceğini bile bile
yaşamayı göze almaksa..



gecelerce düşünmekse seni
ve
uzanıp
karanlıkta yatağa,
dizlerimin üstündeki
bedenini düşünüp
kokunun hayaliyle,
yanmak, tutuşmaksa..



sanrısal kokusu olan
bir paylaşımı
seviye dönüştürmekse
ve
açtığım her beyaz kağıda
adını yazıp
hasretle
mürekkebe dokunmaksa..


ve bütün bunlarsa seni sevmek;
yani
dalıp gitmekse;
kaybolmaksa gözlerinde;
ölümü göze almaksa,
yanmak,
tutuşmaksa;
tapmaksa ve
hasretinle kağıtlara yüreğimi bırakmaksa..


seni seviyorum.!

SAVAŞA HAYIR



haksızlık yapmak,
para için görmezden gelmek varken,
acıyı hissetmemek,
çıkar için işbirlik
yalakalık için vatan satmak,
emir için peşkeş çekmek varken,
işkenceyle, tecavüzle
demokrasi götürüp,
insanları "engel"lemek varken,
anaları kocasız bırakıp
çocukları petrolde boğmak varken,
yoksulun, emeğin hakkınıvermek yerine,
gövde gösterisi içinülke gezmek varken,
açlıkla mücadele yerine
kurtlar sofrasına oturmak varken,
insanları eşit,
mutlu yaşatmak yerine,
çocuklara süt almak yerine,
petrol uğruna
infaz varken,
babaları çocuklarına kavuşturmak yerine
onları, herhangi bir dipte kurşuna dizmek varken,

BARIŞ'a ne gerek var! dimi SAM AMCA...!

özür

Özür diler bazen insan. Kırdığı, beklenmeyeni yaptığı ya da mecbur kaldığı için. Öyle bir ilaçtır ki onlara göre özür, en kahır hastalıkları bile iyileştirir.
Özür dilemek için sebep gerekir ve özür bütün bu sebepleri unutturuverir.

Ben hiç sevemedim özür dilenmesini, dilemeyi, hiçbir özür unutturamaz, bana yaşatılan yaveliği.
İnsan yola çıktığı insana düşünmeden hareket etmemelidir.
Eğer beraber yürüyorsan, hata yapmayacaksın, yoldaşına karşı kusursuz olacaksın dedim kendi kendime, her zaman da yoldaşlarımdan bunu bekledim ve özür dilenmesini hiç sevmedim.

İnsan yeni aldığı eşyasına, tanıştığı kız arkadaşına kusursuz davranıyorsa, yoldaşınada öyle olmalıdır. Samimi, içten, güvenilir yani yoldaş, YOLDAŞ gibi olmalıdır.
Hiçbir, zaman kavramı arada bir çizgi olmamalıdır, zaman özür dilenecek bir durum yaratmamalıdır. Çünkü özür, çözmez her zaman her hastalığı.

Bende özür diledim ama özür dilemesini hiç sevmedim.

Çünkü ne varsa unutturmaz özür. Özür bir ilaç değil, yaşanan bir yangının enkazına düşen yağmurdur sadece? kurulması mecbur olmuş bir cümlenin içinde geçen bir kelimedir. Af dilemek isteyen böyle yapar, beraber yürüdüğü insanı üzen, ona hak etmediğini yaşatan her yoldaş bunu yapar.

Özür çözüm değildir aslında, geçici hafıza kaybıdır üzülene..

Yıkılan ve düşünemez olan insan için, beklenen ama kesin çözüm olmayan bir durumdur sadece. Mutsuz olan insana kısa süreliğine unutturur yaşanan yıkıntıyı.. ama unutturur sadece, silmez hiçbir zaman..

Özür bir ilaç değil, yakılmış bir binanın odasına giren oksijendir sadece?

Özür dilenmesi sevindirir bazı insanları, haklılık ve mağrur bir gurur verir onlara çünkü. Ama ben hiç sevemedim özür dilenmesini, dilemeyi, hiçbir özür unutturamaz, bana yaşatılan yaveliği.

Özür kırılgan bir mesafe gibi gelir bana; eskisi gibi olmayacak bir paylaşımın mürekkepsiz imzası ya da...



merdümgiriz




bazen...

Bazen yoruluyorum,
yalnızlığımla birlikte
hiç yürüyemediğim için.


Geliyorum
apansız bir hüzne,
hüzünlüyüm
birlikte hiç ağlamadığımız için.

Bazen kötü şiirler yazıyorum
yalnızlık dimağıma,
duygulu bir
şair olamadığım için.


Ufak tefek antetlere yazıp
mutsuzluğu,
umutsuzlaşıyorum
bir önsözüm olmadığı için.

YALAN DA SÖYLER ŞAİR..

kırsalar, üzseler, kırsam, üzsem, unutsam, umutlansam, ağlasam, ağlatsam, ne olur ki? yürek dediğin vasati ufak bir et...

ANLAMSIZ

ZAMANLAR
ZOR ARTIK,
YOK ARTIK ALABİLDİĞİNE
ÇOCUKLUK KOŞULARI.
GİRİŞ-GELİŞMESİZ ARTIK
CÜMLELER,
MALUM SONUÇSUZ.
IŞIKLARINA KANDIĞIM
BİR BURSA AKŞAMINDA
ANLIYORUM;
ARTIK HAYATLAR ANLAMSIZ...

abime..

KOMADAN YENİ ÇIKMIŞTI. ESKİ AŞKLARIYLA BAĞLAMIŞTI KOLUNU, TEK TARAFLI ÇABALARINI ŞIRINGAYA DOLDURUP BIRAKMIŞTI DAMARLARINA O
BÜYÜK ACIYLA...

UNUTMAK İÇİNDİ BÜTÜN ÇABASI, NERDEN BİLEBİLİRDİ KENDİSİNDEN ÇOK ONLARA DEĞER VERMENİN ONA VERECEĞİ "HİÇ"İ.

"HİÇ" DUYGULARINI VE MASUM SEVGİSİNİ ALMIŞTI, "HİÇ"İN ALAMADIĞI
ONURU VE GURURUYDU, ONURU ONUN HAYAT SERUMUYDU, SERUMLU YAŞAMAK
HER ZAMAN ONURSUZLUKTAN DAHA GURURLUYDU...

AİLEMİ YAZMAK

geçmişe baktığımda
güzel anılar buldum,
yüzümde gülüşler
kimi zaman ağlamalar
hayatı anlamalar...
sonra yeni doğmuş
düşünceler...
işte bir hayat başlangıcından,
aileme dair cümleler...

büyümeler oldu,
onları büyütmeler..
elimden tutup mektebe
götürmeler,
ilk kez ayrılmalar bu yüzden..
kesilmeler
vardı sonra
"ucundan acık" meselesinden..
ergenlikler,
karşı cins görmenin
yüzümde bıraktığı sivilceler...


olgunlasmayı anlamalar
vardı sonra,
yürürken artık tutulmayan


ellerde hissedilen...

sonra başarılar,
sınav kazanmışlıklar
ilk paylaşmalar
onların kollarında...
hüzünler vardı,
sonra kavgalar
kovulmalar
darılmalar
yok yere birbirini kırmalar,
göstermeden onlara
ağlamalar...
hastalanmalar oldu sonra,
yatmalar, koşturmalar
onların akıttığı bir damla terde
bin yıl yaşlanmalar...
ayrılmalar vardı sonra
en müftehir zamanlarda.
hasretlik kuşanmalar
çaresiz bakakalmalar...
vuslat zamanı,
yeminler arasında
göz göze gelip
"and içerim" leri
haykırmalar...



sonra
yakalanmalar oldu,
utanmalar,
"korunmak" içindi
bütün cinsel suçlar...

yazmalar oldu sonra
gidilirken yollar...

zorunluluktan oldu
bu yazmadan ayrılmalar
istendiği için değil,
gerektiği için değil,
agladığım için degil...
yol bitti diye bırakmalar...
olsun;
nasıl olsa
devam edeceğiz
yaşamaya
anlamaya
ayrılmaya
kavuşmaya;
devam edeceğiz
hayatı yazmaya...

BİR ŞAİR KENDİNCE

meteliğe kahır sıktığım
bu zamanlarda,
kulağımda hıçkırıklarım yerine
ılık bir ses duymak isterdim

aklımın
yalnız kalma isteğinin bittiği
taze tevellütlerdeki
çaresiz,
yardıma muhtaç anları yaşarken
bir beni
birde bu yalnızlığın
nedenini düşünüyorum.

Yılların apansızca ilerlemesi
ve her gelenin
gidenin aratma gerçekliği
ne
anlayabilmemize izin verdi
hayatı,
nede yağmur yağdıran yüzümüzü
yaslayacak
bir omuz bulabilmemize..

artık;
sonbahar yaprakları düşmüş yollara
bir o yana bir bu yana, savrulan
umutlarım gibi..
ışıklar tılsımını bırakmış geceye
eğlenceli değil
ürkütücü sanki
bu mağmum gece

Gidilen en uzun yoldaki
kalınan en kötü otelin
küçük odasında yalnızım şimdi.
önümde
bir kağıt-kalem sadece,
camın buğusunda gördüğüm
kim bilir
hangi kaybolmuşluğa
ağlayan
isimsiz bir şair kendince..

Mevsim Bahar

Rüzgar esiyor soldan
esiyor hızlı,
hızlı ama soldan
ışıklar geliyor
aydınlatıyor soldan
aydınlatıyor ama
Us Donuyor
ve eriyor soldan

kalbim hızlı
kalbim aydınlık
ve atıyor
atıyor ama soldan.

İçime süzülüyor
bir mevsim.
mevsim hızlı
mevsim aydınlık

mevsim Bahar..

IŞIKLAR

Sessizliğe yürüdüğüm
uğultulu akşamlarda,
ışıklarını mı seyretsem bu şehrin
yoksa
aklımdan çıkmayan
hayalini mi?
işsiz, ıssız
ve
yağmursuz bir yazın
ayaklarımdan geçmesi
değil de;
gelmemen birtürlü
zor bu şehirde.

"Gelmemen":
konusu bilinmeyen
seyirsiz bir filmde
tek faili meçhulum.
korkarım
yaşayanlar şehrinde
artık yokum..